Bir Rus Masalı: Elena Perminova

Dün ofisten çıkıp Teşvikiye’ye doğru yürürken Calzedonia’nın vitrinine takıldım. İlgimi çeken şey ise herhangi bir bikini ya da mayonikini değil, ama onu taşıyan biri oldu. Vitrine konulan Bazaar dergisinin kapağını müthiş fiziğiyle dolduran güzel manken, Elena Perminova.

Taklitlerinden sakınınız

İhtişamlı bir hayatı, bebeksi bir yüzü, müthiş bir fiziği ve güzel bir kalbi var. Ünlü mankenin Türkiye’de tanınması ise Şeyma Subaşı tarafından bire bir taklit edildiğinin fark edilmesiyle başladı. Taklit etmek derken, sadece stilinden bahsetmiyorum. Yoksa, elbette dünya çapında stil ikonu olarak tanınan biri, kendisine hayranlık duyan kadınlara ilham verebilir.

Ancak, giydiği kıyafetlerin yanı sıra, sürdürdüğü hayat tarzına, izlediği tatil rotalarına, gittiği festivallere hatta imza attığı işlere bakıldığında tüm bunların izinin sürüldüğünü görememek elde değil. Bunu esinlenme olarak adlandırmak ise mümkün değil. Neyse, taklitler asıllarını gerçekten de yaşatıyor olsa gerek, Elena’nın Türk hayranları katlanarak artıyor. Peki, her şey nasıl başladı ? Hayat öyküsünün peri masallarını andırdığını söylersem abartılı olmaz sanıyorum. Golddigger’larla dolu bir çağda böyle masalsı hikayeleri özler olduk, değil mi ?

 

Hapisaneden masallar diyarına

Ailesiyle birlikte Sibirya’da yaşarken, kendinden çok yaşlı bir adama âşık olan Elena, henüz 16 yaşındayken evden kaçmış. Ardından, aşık olduğu adam tarafından uyuşturucu hapı satışında kullanılmaya başlanmış. Polisler Elena’ya çift taraflı ajanlık teklif edince, tehlikeli bir operasyon sonucunda, Elena sayesinde adam ve çetesi yakalanmış. Ancak Rusya’daki yasalar gereği Elena, ağır şartlarda hüküm giymek ve üstelik bir yandan da sevgilisi tarafından ölümle tehdit edilmek tehlikesiyle karşı karşıya kalmış. Tam da burada Alexander Lebedev devreye giriyor !

Elena’nın babası kızını hapisten kurtarmak için Rus milyarder Alexander Lebedev’e bir mektup yazarak yardım istiyor. Lebedev dediğimiz adam da öyle üçüncü sınıf tekstilci bir iş adamı ya da ünlü olmaya hevesli gençli kızlara sınıf atlatma vaatleri veren medya insanlarından değil. Aksine, oldukça güçlü ve ciddi bir adam. Öyle ki, aralarında Independent olmak üzere İngiltere’de dört, Rusya’da bir gazetesi olan eski bir KGB ajanı.

Lebedev’in tuttuğu avukat sayesinde hapisten kurtulan Elena, « Bir anda benim iyilik meleğim oluverdi » diyor kocası için. Aralarındaki aşk ise onca yaş farkına rağmen, tanıştıkları günden bu yana dolu dizgin devam ediyor. Üç tane de biblo gibi çocukları oluyor.

 

Stil ikonu, iyilik meleği

Elena bugünlerde dünya çapında bir üne sahip. Gerek güzelliği gerek zarafeti ise insanları büyülüyor. Tarzıyla bir stil ikonu olarak anılıyor. Ayağına Balenciaga’ları geçirip bir daha da çıkarmayan bizim influcer’lar gibi değil. Chanel, Dior gibi dünya markalarının defilelerini izlemesi için konuk edilen, haute couture’den vazgeçemeyen bir kadından bahsediyoruz.

Pahalı kıyafetlerini değerlendirmek için de harika bir yol bulmuş Elena. SOS adı altında yürüttüğü yardım kampanyalarında kendi giysilerini ve bağışlanan diğer tüm kıyafetleri satarak yardıma muhtaç çocukların imdadına koşuyor.

Elena’nın biriktirdiği tek şey kıyafetler değil bu arada, kitaplar da onun ilgi alanı. Alışılagelen Barbie bebek gibi yaşayan, kendine hiçbir şey katmayan sonradan görme kadınlar gibi değil. Ailevi değerleri olan, Burning Man’de kocasıyla eğlenen, çocukları hastalanıp okula gitmediği zamanlarda evde onlarla vakit geçirmekten keyif alan, aile bireyleri arasına bir de dünyalar tatlısı bir Labrador’u ekleyen bir kadından söz ediyoruz.

 

 

Elena ve ucuz ikonlarımız

Sağlıklı beslenme üzerine kurduğu işi ise kocasının, ona oyalanması için açtığı bir café değil. Çünkü Elena, uzun soluklu spor ritüellerinden sosyal yardım kampanyalarına dek hayatında olup biten her şeyi dolu dolu yaşıyor. Belki de bu yüzden, izi takip edilen hatta taklit edilen biri. Elinde her türlü imkan olmasına rağmen, hayatta bir becerisi olmadığı için sadece kendini küçük düşüren sansyonlar yaratarak gündemde kalmaya çalışan, ihtiyacı olan insanlara yardım eli uzatmaya yüksünüp kalp güzelliğinden bahseden ancak onlarca estetik ameliyatıyla kendini şekilden şekile sokan kadınlarca kıskanılması doğal.

Şeyma Subaşı’nın, sadece Elena Perminova’yı değil Hailey Bieber’ı da bire bir taklit ettiği alenen biliniyor. Ancak Şeyma, bir ton PR çalışmasına rağmen hala marka değeri kazanamamış, klasik bir zengin kocaya kapağı atma hikayesi. Diğer tarafta ise Kim Kardashian’lar, Kylie Jenner’lar, çok uzağa gitmeden Asena Atalay’lar var.

Eskiden Prenses Diana’yı, Grace Kelly’yi konuşurduk. Artık hayatlarımızdaki her şey gibi, medyada öne çıkarılan insanların da kalitesi düştü. Bu yüzden, Elena Perminova’yı konuşulmaya değer bir detay olarak görüp bu haftanın konusu olarak belirledim. Bence hakkında Vogue’a koyulan iki satır yazı ve dört beş fotoğrafın ötesinde, çok daha fazla konuşulması gerekiyordu.

Kim olursanız olun, elinizdeki imkanlar dahilinde hayatınızı güzelleştirmek çok da zor değil. Kardashian’larla, Şeyma’larla dolu bir dünyada siz de bir Elena Perminova olun.

Facebook yorumları

Diğer haberler
X