Gülse Birsel Nişantaşı’nı anlattı

2016 bitmeden bir film veya tiyatro oyununa imza atmak istediğini belirten Birsel, 2017’ye doğru ise yeni bir sitcom ile ekranlarda olabileceğini söylüyor.

İstanbul’da en sevdiğiniz semt hangisi?

Sanırım Nişantaşı. Hem ruhu, tarihi var, hem de konforlu bir semt. Kadınların gece arkasını kollamadan yürüyebildiği, insanların birbirine çarpınca gülümseyip özür dilediği semtlerden zarar gelmez. Nişantaşı öyle bir yer.

Nişantaşı hayatınızda nasıl bir yere sahip? Bu semt sizin için ne ifade ediyor?

Çocukluğumdan beri gidip gelmeyi, alışveriş yapmayı, annemle bir pastanede oturup, pasta yiyip çay içmeyi sevdiğim bir yerdi. Yıllardır da oturduğum semt. İstanbul’un birçok semtine bir-iki kere gitmişimdir ama Nişantaşı’nın son 35 yılını biliyorum. Karış karış hangi köşede ne vardı, sonra orası ne dükkanı oldu, hangi sokakta neresi nedir, hepsini söylerim.

‘Avrupa Yakası’ ile ekrana taşıdığınız bu semtin vazgeçilmez durakları neresi?

Ben bütün caddelerine bütün sokaklarına gire gire bir-iki saat ağır ağır yürümeyi seviyorum Nişantaşı’nda. Çok ait hissettiğim bir bölge. Valikonağı’nın ruhu ayrıdır, Abdi İpekçi başkadır, Topağacı daha farklı kafadır mesela. Ben kendi listeme öğle yemeği için Akkavak Sokak’taki Kantin’i muhakkak koyarım. Klasik artık.

Topağacı’ndan Ihlamur Yolu’na doğru yürüyüp küçük butiklerin vitrinlerine bakarım illa. Bazısı 30 yıldır var. La Petite Maison’u seviyorum akşam yemeği için, Armani Caffe zamanı da severdim. O mekanın Palazzo adında bir kafe olduğu 90’lı yılları da biliyorum, o zaman da giderdim.

Nişantaşı’nın dört yol ağzını da severim. Orası da yıllardır değişmedi, bazı dükkanlar hep aynıdır. Lisede Yargıcı’nın önünde buluşulurdu, o dükkan hala orada. Teşvikiye Camii, dört yol ağzına dikili nişan taşı. 100, 150 yıllık apartmanlar. Ruhunu, şeklini şemalini kaybetmedi Nişantaşı, onu seviyorum.

Facebook yorumları

Diğer haberler
X