Puche’nin Türkiye’deki ilk sergisi The Rivals Of The Sea

José Luis Puche‘nin Galeri Xavier Fiol işbirliği ile gerçekleştirilen Türkiye’deki ilk kişisel resim sergisi “The Rivals Of The Sea” Merkür Galeri‘de sanatseverlerle buluştu. Sergi 1 Aralık 2018 tarihine kadar açık kalacak.

Puche
’ye göre bir resmin “tutkuların serbest bırakıldığı bir ortamda” duygusal, yansıtıcı ve analitik olarak gösterilmesi önemlidir. İspanyol şair Fray Luis de Leon’un dediği gibi “ruhun hissettiklerini tanımlamak için kelimeler yetersizdir” Tutku, şiddet, trajedi ve huzursuzluk denize rakip olarak gösterilir. “The Rivals Of The Sea” diğer ismi ile Denizin Rakipleri adlı sergide denizin kendisine atıfta bulunulmuştur. Deniz kendi başına harika bir olaydır vee ruhun derinliklerine inmek istediğimiz zaman karşımıza neler çıkacağı heyecan vericidir. Tıpkı denizin kendisi gibi.

Aynı zamanda sanatçı; CAC Malaga’da gerçekleşen “The Snow is Dancing” adlı sergisiden sonra aynı yolu izleyerek müziğe duyduğu önemi de yeni işlerine yansıtmıştır. Sanatçının müzikten etkilenmesinin temel etkeni ise müzik aletleri çalınırken her bir vurgunun farklı ritmi yakalamasıdır.

Sergideki işler için seçilen isimler, klasik müzikte özel ilgi alanları olan şehirlerdir. Mesela “Shubertiade” isimli iş, bir sörfçü gibi görünen devasa bir dalgayı göstermektedir. Aynı zamanda bu işte, heybetli yükseklik ile düşmenin kendisinin şiddeti arasındaki karşıtlıktan alınan hazzı görürüz. Bu nedenle kişinin doğası ile suç ortaklığına şahit oluruz.

Sanatçının bu sene 4. kişisel sergisi olan, sanatseverleri ruhumuzun derinlikleri ile resim arasındaki ilişkiye davet eden The Rivals Of The Sea, 1 Aralık 2018 tarihine kadar Merkür Galeri‘de görülebilir.

Sanatçı Hakkında

José Luis Puche (İSPANYA, 1976) sanat tarihinde doktora sahibidir. Bir sanatçı olarak kariyeri 2005 yılında ilk kişisel sergisini evine taşıdığında başladı. Sadece 3 yıl sonra, 2008 yılında uluslararası sahneye girmeyi başardı. Çizim; onun işlerinin etrafında dönen kendi kendine öğrendiği ve de onun sınır tanımayan yaklaşımı nedeniyle, gerçekten şaşırtıcı bir teknik beceri olduğunu kanıtlar. Bir ressam olarak, onun öğrenmesi erken çocukluk döneminde başlayıp şiddetli bir kararlılığın yavaş sonucudur ve hem teknik bilgisi hem de evrimini, bakışının seçiciliğine ve eğitilmiş becerisinin ısrarlı ve düzenli egzersizine borçludur.

Mimik çizimlerinde bazen sadece siyah beyaz, bazen çok renkli tonları izleyicinin dikkatini çeker.

Gri renginin duyduğu duygusal kayıtsızlık, işinde tutkulu bir ortak dansa dönüşen kalemden çok fiziksel bir dokunuşla dengelenir. Kalemin fiziksel dokunuşu, çizimi tutkulu bir dansa dönüştürür.

Sanatçı, bir suluboya efekti elde etmek için farklı teknikler kullanabilmektedir. Örneğin yağlı ve kuru karışık teknik ile özel bir boya kullanması gibi.

Gerçekliği kurgu olarak temsil etme eğilimi açıkça bellidir. Puche‘nin uyguladığı gerçekliğin keşfedilmesi, sonuçta görünen değerin gerçek değerine yükselmesini sağlar. Yapıtları açık bir şekilde belirsizliği uyandırıyor ve bir rahatsızlık duygusu yaratıyor.

Puche kariyer boyunca “9 Hour of Underground” karma sergisine davet edilen tek Avrupalı sanatçı olmakla beraber, Centre Pompidou, CAC Málaga, Sidney Opera Binası’nda işleri sergilenmiş ve YIA Art Fair (Paris), Basel Scope Art Show New York ve İsviçre gibi fuarlarda da yer almıştır. Bu yıl Puche Madrid‘de, Madrid Xavier Fiol galerisinde ve Palma de Mallorca‘da kişisel sergilerini gerçekleştirdi. Ayrıca 2016 yılında Uluslararası Gelişen Sanatçılar Ödülü (Dubai) de dahil olmak üzere çeşitli ödüller kazandı.

Facebook yorumları

Diğer haberler
X